Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

SORTİ

Temmuz 2008 tarihli yazilar (sayfa 1)Temmuz 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar

Ömer Lütfü Mete kalp krizi geçirdi

geçti
Kurtlar Vadisi'nin senaristi Ömer Lütfü Mete'nin duran kalbi yeniden çalıştırıldı

AA


Sakarya'nın Karasu ilçesinde geçirdiği kriz
sonucu kalbi duran ve kaldırıldığı hastanede yeniden çalıştırılan yazar
Ömer Lütfü Mete, yoğun bakımda tedavi altına alındı.

Sakarya Yeniket Devlet Hastanesi Başhekimi Hasan Fevzi Katıöz, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, Mete'nin Karasu ilçesinde tatil yaptığı
sırada geçirdiği kriz sonucu kalbinin durduğunu belirtti.

Mete'nin duran kalbinin Karasu Devlet Hastanesinde yapılan müdahale
sonucu tekrar çalıştırıldığını ifade eden Katıöz, şunları söyledi:
"Oradaki müdahalenin ardından bize sevk edildi. Şu an yoğun bakım
ünitesinde yatıyor. Hayatı tehlikesi devam ediyor. Mete'yi tam donanımlı
ambulansla Dr. Siyami Ersek Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk
edeceğiz. Orada anjiyo yapılacak."

Prim affında süre uzatımı teklifi Meclis'te

Prim affı başvurusunda sürenin üzatılması öneresi Meclis Başakanlığı'na sunuldu

ANKA


SSK ve Bağ-Kur alacaklarının yeniden yapılandırılmasında 20 günlük süre uzatımını öngören kanun teklifi Meclis Başkanlığına sunuldu. 10 maddelik kanun teklifinde, 20 günlük süre uzatımının yanı sıra, ‘başvurunun yapıldığı ayın sonuna kadar sosyal güvenlik mevzuatının ilgili hükümlerine göre hesaplanan gecikme cezası ve gecikme zammının yüzde 20’sini ödeyenlerin gecikme cezası ve gecikme zammının yüzde 80’inin terkin edilmesi’ öngörülüyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in Meclis’te muhalefet partilerinden destek arayışının ardından AKP, süre uzatımını öngören kanun teklifini Meclis Başkanlığına sundu. Teklifin bugün saat 18.00’de toplanacak Plan ve Bütçe Komisyonu’nda ele alınacak.

AKP Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan, Bursa milletvekili Mehmet Emin Tutan ve bir grup AKP milletvekilinin imzasıyla sunulan teklife göre, SSK ve Bağ-Kur borçlarını ödemek için kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 20 gün içinde yazılı olarak başvuran işverenler veya sigortalıların, başvuru tarihini takip eden aybaşından itibaren 20 gün içinde borcunun aslının tamamını ve gecikme cezası ve gecikme zammının yüzde 20’sini ödemeleri halinde, gecikme zammı ve gecikme cezasının kalan yüzde 80’i silinecek. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tahsil edilmiş gecikme cezası ve gecikme zammı yanlış veya yersiz alınan tutarlar hariç iade ve mahsup edilemeyecek. Daha önce çıkarılan kanunun geçici 24’ncü maddesine göre borçları yapılandırılanlar, yapılandırılan borçları ile ilgili olarak çıkarılacak kanundan yararlanamayacak.

-UZMAN VE USTA ÖĞRETİCİ OLARAK ÇALIŞTIRANLARIN PRİM ÖDEME GÜN SAYISI-
Teklife göre, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ek ders ücreti karşılığında ilgili mevzuatı çerçevesinde uzman ve usta öğretici olarak çalıştırılanların prim ödeme gün sayısı 30 günü aşmamak kaydıyla, bir takvim ayı içerisinde hak kazandıkları brüt ek ders ücreti toplam tutarının, prime esas günlük kazanç alt sınırına bölünmesi sonucu bulunacak. Bu sayede prime esas aylık kazanç alt sınırı ile alt sınırın üstünde ücret alan öğreticilerinin prim gün sayılarının 30 gün olması sağlanacak.

-SGK’DA İNŞAAT VE EMLAK DAİRESİ KURULACAK-
Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde, İnşaat ve Emlak Daire Başkanlığı kurulmasını öngören teklife göre, kurulacak yeni birim, taşınmazlara ilişkin türlü inşaat yapma, yaptırma, bakım, onarım ve tadilat işlerini yürütecek. Kurumun mülkiyetinde bulunan gayrimenkulleri satacak.

Teklifle, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nın birleştirilmesi çalışmalarının tamamlanması için Sosyal Güvenlik Kurumu’na üç yıllık süre tanınıyor. Teklif, 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanunda da değişiklik öngörüyor. Düzenlemeye göre, Sosyal Güvenlik Kurumu, İl veya İlçe İdare Kurullarının alacakları muhtaçlık kararlarını esas alarak aylık bağlayacak. Kurum gerektiğinde, aylık almaya başvuranların gelir, yaşam düzeyi ve varlıkları hakkında, belirleyeceği yöntemlerle inceleme yapmaya ve yaptırmaya, resmi ve özel idare müessese ve ortaklarından ve şahıslarından bilgi ve belge istemeye yetkili olacak. Aylık bağlanmasında il veya ilçe idare kurullarının alacakları muhtaçlık kararlarıyla birlikte kanunun gerektirdiği hallerde yetkili hastanelerden alınan sağlık kurulu raporları esas alınacak. Aylık bağlanmasına esas belgelerin eksik olmaması halinde aylık bağlama işlemi yapılacak. Gerçeğe aykırı sağlık kurulu raporu düzenlediği veya bu nitelikteki raporlara dayanarak aylık aldığı tespit edilenler hakkında Türk Ceza Kanununun ilgili hükümlerine göre işlem yapılacak.

Güneş 1 Ağustos´ta tam tutulacak

 
 

21. asrın beşinci tam güneş tutulması, 1 ağustosta yaklaşık 1 milyar kişi tarafından seyredilebilecek.

21. asrın beşinci tam güneş tutulması, 1 ağustosta yaklaşık 1 milyar kişi tarafından seyredilebilecek.

Bilim adamlarının açıklamasına göre, olimpiyatlardan bir hafta önce Çin´i alacakaranlığa gömecek olan güneş tutulması, cuma günü TSİ 12.30´da Kanada´nın kuzeydoğusundan başlayıp Grönland´ın kuzeybatısı, Kuzey kutbu denizi, Sibirya´nın kuzeyi, Moğolistan´ın batısı ve Çin güzergahını takip edecek. Tutulma Çin´de TSİ 14.20´de sona erecek.Tutulma en fazla 2 dakika 27 saniye sürecek.

Güneş tutulması; güneş, ay ve dünyanın aynı hizaya gelmesinden kaynaklanıyor. Güneş aydan 400 kat büyük, ama aynı zamanda 400 kat uzak. Ay, güneşle dünyanın arasına girdiğinde güneşi kapatıyor. Güneş ayın çevresinde hare oluşturuyor. Tutulma buna deniyor. Bu esnada yeryüzü sanki alacakaranlığa gömülüyor, kuşlar ötmeyi kesiyor.

Çoğu Asya´da olmak üzere yaklaşık 1 milyar kişi, cuma günü güneş tutulmasının alacakaranlığında kalacak.

11 ağustos 1999´daki tutulma hadisesi, batı Avrupa´dan Hindistan´a uzanan geniş ve kalabalık nüfusa sahip bir bölgeden izlenebilmişti.2009´un 22 temmuzunda meydana gelecek tam tutulma ise Hindistan´dan Çin´e çok daha fazla insan tarafından seyredilebilecek.

Kuzey Buz Denizi´ndeki iki dev parça koptu

 
 

Kuzey Buz Denizi´ndeki en büyük buzul olan Ward Hunt buzulundan 2 dev parçanın koptuğu ve bu parçaların yüzen ada haline geldiği bildirildi.

Kuzey Buz Denizi´ndeki en büyük buzul olan Ward Hunt buzulundan 2 dev parçanın koptuğu ve bu parçaların yüzen ada haline geldiği bildirildi.

Kanadalı yetkili Luc Desjardins, Kanada´nın kuzeyindeki Ellesmere Adası yakınındaki Ward Hunt buzulundan biri 4-5 kilometrekare, diğeri 14 kilometrekare yüzölçümüne sahip 2 parçanın koptuğunu ve bu parçaların 2 yüzen ada oluşturduğunu söyledi.

Desjardins, ilk parçanın 22 Temmuzda, ikinci parçanın ise 23 temmuz gecesi koptuğunu ve bu kopmaların Kuzey Buz Denizi´nde son 3 yılda meydana gelen en önemli kopmalar olduğunu belirtti. Kanadalı uzman, Ward Hunt buzulundan bu dev parçaların yanı sıra birçok küçük parçanın da ayrıldığını kaydetti.

Kuzey Buz Denizi´nde, Ağustos 2005´te Ayles buz adası Ellesmere Adası´ndan ayrılmıştı. 66 kilometrekarelik Ayles buz adasının kopuşu sırasında ortaya çıkan enerji, bölgeden 250 kilometre uzaklıktaki Kanadalı sismologlar tarafındn tespit edilmişti.

Ellesmere Adası kıyısında 5 büyük buzul bulunuyor. Bunların en büyüğü 443 kilometrekarelik yüzölçümüyle Ward Hunt.

Kanadalı uzmanlara göre, Ellesmere Adası çevresinde bulunan kalın, büyük ve karaya bağlı buzullar yaklaşık 4 bin yıl önce oluşmaya başlamış.

Kuzey Buz Denizi´ndeki erimenin devam ettiğini belirten uzmanlar, bunun küresel ısınmanın göstergesi olduğunu ifade ediyor.

BM AIDS ile mücadele programı:

Geçen yıl 2,7 milyon kişiye HIV bulaştı

Dünyada geçen yıl HIV virüsü taşıyanların sayısının 33 milyon olduğu, bunlardan 2,7 milyonunun virüsü yeni kaptığı, 2 milyon kişinin ise AIDS´ten öldüğü bildirildi.

BM AIDS ile Mücadele Programının yayımladığı raporda, HIV virüsünden korunma çabalarının artması sayesinde geçen yıl salgın durumunda olumlu yönde gelişmeler kaydedildiği, AIDS´li sayısının az da olsa düştüğü belirtildi.

2006´da AIDS hastası sayısının 32,7 olduğu belirtilen raporda, iki yılda AIDS´ten ölenlerinin sayısında da azulma olduğuna, bu sayının 2,2 milyondan 2 milyona düştüğüne dikkat çekildi.

Cesaret verici başka bir noktasının ise virüsü yeni kapanların sayısındaki azalma olduğu kaydedilen raporda, bu sayının 2001´de 3 milyonken geçen yıl 2,7 milyona düştüğü belirtildi.

HIV virüsü taşıyanların yüzde 67´sinin bulunduğu Afrika´da halen AIDS´in ölüm nedenlerinin başında geldiği belirtilirken, bu kıtada kadınların yüzde 60´ının, gençlerin ise 4´te 3´ünün HIV taşıdığına dikkat çekildi.

Virüsü yeni kapanların oranının Çin, Endonezya, Kenya, Mozambik, Papua Yeni Gine, Rusya, Ukrayna, Vietnam, Almanya, Avustralya ve İngiltere gibi ülkelerde artmaya devam ettiği vurgulandı.

Yoksul ve gelişmekte olan ülkelerde yaklaşık 3 milyon kişinin tedavi gördüğü ifade edilirken, Namibya´da tedavi görenlerin oranının 2003´te yüzde 1 iken geçen yıl yüzde 88´e ve Kamboçya´da 2004´te yüzde 14 iken geçen yıl yüzde 67´ye çıktığı kaydedildi.

Raporda, başta Ruanda ve Zimbabve olmak üzere bazı ülkelerde HIV´in bulaşmasını önleme konusunda önemli gelişmeler kaydedildiği de belirtildi.

AIDS hastasının fazla olduğu birçok ülkede gençler arasında prezervatif kullanımının arttığı, Burkina Faso, Kamerun, Etiyopya, Gana, Malavi, Uganda ve Zambiya gibi birçok ülkede de cinsel ilişkiye girme yaşının yükselmesinin cesaret verici bir gelişme olduğu kaydedildi.

HIV pozitif olan hamilelerin yüzde 33´ünün virüsün çocuğa bulaşmaması için koruyucu tedavi gördüğünün belirtildiği raporda, bu oranın 2005´te yüzde 14 olduğu, ayrıca virüsün bulaştığı çocuk sayısının 410 binden 270 bine düştüğü ifade edildi.

Raporda, AIDS´in uzun vadeli bir sorun olduğu ve sürekli mali yardıma gerek duyulduğu vurgulanırken, tedavi görenlerin sayısı arttıkça ve bu kişiler daha uzun süre hayatta kaldıkça AIDS´e ayrılan bütçenin de önümüzdeki yıllarda artırılması gerektiğine dikkat çekildi,vatan

Akdeniz diyetini bırakan halklar obezleşiyor

Avrupa´nın güneyi, Kuzey Afrika ve Orta Doğu halkları Akdeniz beslenme biçimini bıraktıkları için, buralarda obezitenin arttığı bildirildi

Avrupa´nın güneyi, Kuzey Afrika ve Orta Doğu halkları Akdeniz beslenme biçimini bıraktıkları için, buralarda obezitenin arttığı bildirildi.

Merkezi Roma´da bulunan Gıda ve Tarım Örgütü, 2002´den önceki 40 yılda aralarında Yunanistan, İtalya ve İspanya´nın da bulunduğu ülkelerde alınan günlük kalori miktarının yüzde 30 arttığını bildirdi. Bu miktarın kuzeydeki AB üyesi ülkelerden yüzde 20 daha fazla olduğu belirtildi.

Bu durum, Yunanistan´ı yüzde 75 ile en çok obez ve şişman insanın bulunduğu AB ülkesi yaptı. İtalya, İspanya ve Portekiz nüfuslarının da yarısından fazlasının aşırı şişman olduğu belirtildi.

Uzmanlar, kalori bakımından en büyük artışın İspanya´da görüldüğünü, 40 yıl önce yağ, alınan gıdanın yüzde 25´ini oluştururken, şimdi yağın beslenmede işgal ettiği yerin yüzde 40´a çıktığını bildirdiler.

Örgütün raporunda, zeytinyağı, balık ve sebzelerden oluşan tipik Akdeniz beslenme biçiminin Orta Doğu ve Kuzey Afrika´da da giderek terk edildiği, buralarda da değişen beslenme biçimiyle birlikte kalori miktarının arttığı belirtildi.

FAO uzmanı Josef Schidhuber, "Artık yedikleri çok yağlı, çok tuzlu ve çok tatlı" dedi.

Downer’in basın toplantısı…

 
 

“Cesaretlendim…Liderler takvim belirlemedi ancak süreç yapıcı bir şekilde ileriye gitmeli”

BM Genel Sekreteri´nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer, liderlerle görüşmesinden sonra cesaretlendiğini vurgulayarak, "Ortada iyi ve umut verici bir çerçeve var" dedi.

Liderlerin takvim belirlemediğini ancak sürecin yapıcı bir şekilde ileriye gitmesi gerektiğini söyleyen Downer, görüşmelerin başlangıç tarihi olan 3 Eylül´de Kıbrıs´ta olacağını belirtti.

--LEDRA PALACE´TA BASIN TOPLANTISI--

Hafta sonu adaya gelen BM Genel Sekreteri´nin yeni Kıbrıs Özel Danışmanı Downer, bu sabah liderlerle ve ardından da liderlerin özel temsilcileriyle görüşmelerinin ardından ara bölgedeki Ledra Palace Otel´de bir basın toplantısı düzenledi. Adaya ilk resmi ziyaretindeki izlenimleri ve temasları hakkında bilgi veren Downer´e, BM Genel Sekreteri´nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü Misyon Şefi Tayé-Brook Zerihoun ile BM Barış Gücü Sözcüsü Jose Diaz eşlik etti.

--GÖREVLENDİRİLİNCE ÇOK MUTLU OLDUM… --

BM Genel Sekreteri Ban´dan Kıbrıs ile ilgili görev teklifi alınca çok büyük mutluluk duyduğunu belirten Downer, özel danışman atamanın genel sekreterin Kıbrıs konusunun çözümüne yardım etmeye taahhüdüne bağlılığının göstergesi olduğunu vurguladı. Bu görevlendirmenin kendisi için büyük onur olduğunu belirten Downer, Kıbrıs´ta olmaktan duyduğu memnuniyeti de dile getirdi.

--KONUYA GİRİŞ ZİYARETİYDİ…CESARETLENDİM…LİDERLER SAMİMİ--

Adaya bu ilk resmi ziyaretini "konuya giriş" olarak niteleyen ve New York´ta Kıbrıs konusunda brifingler aldığını anlatan

Adadaki liderlere bugün nezaket ziyaretlerinde bulunduğunu anlatan Downer, çok yararlı görüşmeler yaptığını, son derece sıcak karşılandığını ve "cesaretlendiğini" ifade etti.

Downer, iki liderin de Kıbrıs sorununun çözümünde birlikte ileriye gidilmesi ve kalıcı kapsamlı bir çözüme ulaşılması yönündeki taahhütlerinde samimi olduklarını gözlemlediğini söyledi.

-- GENEL SEKRETER MEMNUN… --

Genel Sekreter Ban´ın liderlerin 3 Eylül´de "tam teşekküllü" müzakerelere başlama kararı almalarından duyduğu memnuniyeti de dile getiren Downer, geçmiş aylardaki gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda Kıbrıslılar için kapsamlı bir çözüme ulaşma olasılığının belki de hiçbir zaman bu kadar yüksek olmadığını söyledi.

--EYLÜL´DE GELECEK--

Eylül başında müzakerelerin resmi açılışı için adaya yeniden geleceğini belirten Downer, "burada olmaktan çok mutluyum. çok zevkli ve tatminkar bir ziyaret gerçekleştirdim. Eylül başında müzakerelerin başlangıcını bekliyorum" dedi.

--BM´NİN ROLÜ--

Özel Danışman Downer, görüşmelerde ne tür bir rol üstleneceğine ilişkin soru üzerine, müzakerelerin BM gözetiminde yapıldığını ve örgütün rolünün süreç içinde elinden gelen yardımı en iyi şekilde yapmak olduğunu vurguladı.

--ÇOK İYİ İŞLER BAŞARILDI…--

Downer, çalışma grupları ve teknik komitelerdeki BM yetkilileriyle dün bir araya geldiğini, çok iyi işler başarıldığını, kendisini çalışmaların nasıl gittiğine dair bilgilendirdiklerini de söyledi.

BM´nin oynaması gereken doğal bir rolü bulunduğunu ve bunun çok iyi yerine getirildiğini söyleyen Downer, hem kişisel olarak hem de örgüt olarak ellerinden gelen yardımı yapmak için ileriye baktıklarını, görüşmeleri beklediklerini söyledi.

--ÇERÇEVE ÜMİT VERİCİ…--

Downer, 3 Eylül´de görüşmelerin başlayacağını anımsatarak yöntem konusunu da ele aldıklarını, iyi ve ümit verici bir çerçeve bulunduğunu, ancak ayrıntıya girmek istemediğini söyledi.

--ÇÖZÜMLENMESİ GEREKEN KONULAR DA VAR…SONSUZA KADAR SÜRMEZ--

Avustralyalı diplomat, bir soru üzerine, halen ele alınıp da çözümlenmesi gereken bir çok konu bulunduğunu da ifade etti.

Downer, başka bir soru üzerine, ihtiyaç bulunduğunda burada olacağını, görüşmelerin başlangıcında adada olacağını, zaman zaman ülkesine gidip döneceğini söyledi. "Neler olacağını göreceğiz" diyen Downer, burada ağır bir mesai olacağını kaydetti.

Downer, liderlerin belirli bir takvim ortaya koymadığını anımsatarak, ancak sonsuza kadar sürecek bir süreç olacağını da kimsenin söylemediğini, bunun yapıcı bir şekilde ileriye gitmesi gereken bir süreç olduğunu belirtti.

--YARIN AYRILACAK--

Liderlerle sabahki görüşmesinin ardından öğle yemeğinde liderlerin özel temsilcileriyle yemekte buluşan Downer, bu gece de BM Güvenlik Konseyi´nin 5 daimi üyesinin Kıbrıs büyükelçileriyle görüşecek ve yarın adadan ayrılacak.,vatan

Kamu Sağlık Çalışanları yasası

 

Vücudun aşırı sıvı kaybı tehlike

 
´


´´Kalp krizini´´ tetikleyebilir

Kalp ve damar hastalığı olan kişilerde, sıcak havanın etkisiyle terleme ile birlikte vücudun aşırı sıvı kaybetmesi sonucunda kanın akışkanlığının azalmasının kalp krizine neden olabildiği belirtildi.

Yazın daha sık tüketilen sodanın içindeki sodyumun, vücutta sıvı tutulmasına neden olarak tansiyonu artırdığı için tansiyona bağlı kalp yetmezliğine ve beyin kanamalarına yol açabildiği bildirildi.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı ve İç Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Deniz Kumbasar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yüksek hava sıcaklığının kalp damar sisteminde bazı olumsuzlara neden olabileceğini söyledi.

Sıcak havanın kalp ve damar hastalıkları üzerinde doğrudan etkisi olmadığını ancak vücudun sıvı kaybetmesine bağlı sorunlara yol açabildiğini belirten Kumbasar, ´´Vücutta fazla sıvı kaybı olduğunda kanın akışkanlığı azalıyor. Bu azalma da kişide daha önceden kalp ve damar hastalığı olması durumunda, pıhtı oluşmasına ve kalp krizine neden olabiliyor´´ uyarısında bulundu.

Kumbasar, sıvı kaybına bağlı bazı hormonlar salgılandığını belirterek, ´´Böbrek üstü bezinden salgılanan hormonlar, suyu tutmak için harekete geçiyorlar. Bu sırada da özellikle atardamarlarda çok fazla büzüşmeye neden oluyorlar. Bu da tansiyonun aşırı derecede yükselmesine ve yüksek tansiyona bağlı hayati önem taşıyan sorunların görülmesine neden olabiliyor´´ diye konuştu.

--´´İLACIN DOZUNA HEKİM KARAR VERMELİ´´--

Bir kişinin günde ortalama 2-3 litre arasında su tüketmesinin sağlık açısından kaçınılmaz olduğunu ifade eden Kumbasar, ´´Kalp ve tansiyon hastalarında, terleme ve damarların genişlemesi ile birlikte kan basıncı düşebiliyor. Tansiyon hastalarının, ilaç kullanımı, sıvı kaybı ve damar genişlemesinin de etkisiyle tansiyon değerleri düşebiliyor. Bu durumda da kimi hastalar tansiyon ilaçlarını kullanmıyorlar. Bu da ani tansiyon yükselmelerine neden olabiliyor´´ dedi.

Kumbasar, bu tür durumlarda ilaç kullanımının kesilmesine ya da dozunun düşürülmesine kişinin değil hekimin karar vermesi gerektiğine dikkati çekti.

--´´TUZ SINIRLAMASI KAÇINILMAZ´´--

Kumbasar, kalp yetmezliği olanların soda tüketiminden kaçınmaları gerektiğine dikkati çekerek, sodanın içindeki sodyum oranının zararlı olduğunu söyledi.

Tuz sınırlamasının, tansiyon ve kalp hastaları için kaçınılmaz olduğunu dile getiren Kumbasar, ´´Vücuttaki sıvının tutulmasına neden olan sodyum, tansiyonun artmasına neden olabilir. Tansiyon yükselmesi de kalp yetmezliği, beyin kanamalarına neden olabilir. Bu nedenle, kalp hastaları, soda tüketmemeli´´ uyarısında bulundu.

--´´ANİ ISI FARKI TEHLİKELİ´´--

Kumbasar, yaz aylarında sıcak havanın etkisinden korunmak için yaylaların tercih edildiğini belirterek, şunları söyledi:

´´3 bin metreden yükseğe çıkıldığında oksijen konsantrasyonu düşmektedir.

Kalp hastalarının 3 bin metrenin üzerindeki yaylara gitmesini tavsiye etmiyoruz. Çünkü, bu seviyede, atmosferdeki oksijen seviyesi azalıyor. Oksijen düzeyinin azalması sonucunda da kalbin yükü artar ve kalp yetmezliği riski yükselir, nefes darlığı görülebilir.´´

Sıcak kaplıca ya da hamam gibi yerlerde kalp hastalarının da dikkatli olması gerektiğini ifade eden Kumbasar, ani ısı farkının tehlikeli olduğunu kaydetti. Kumbasar, ´´Sıcaktan ani soğuğa geçiş, damarlarda ani büzüşmeye neden olabilir ve tansiyonu 20/25 yapabilir´´ dedi.

Ege ve Marmara gibi yerlerde soğuk deniz suyunun, damarlarda ani kasılma ve büzüşmeyle birlikte kan basıncını 13-14´ten 20/25 gibi yüksek değerlere çıkarabileceğini, beyin kanaması, kalp krizi ve kalp zorlanması gibi hayati önem taşıyan sorunların görülebileceğini belirten Kumbasar, denize atlamak yerine yavaş yavaş yürüyerek girilmesinin uygun olduğunu bildirdi.,vatan

Turizm Örgütü Yasası’nın oluşturulması

 
 

Turizm Bakanı Şanlıdağ sektör temsilcileriyle biraraya geldi

Ekonomi ve Turizm Bakanı Erdoğan Şanlıdağ, hedeflerinin, sektörün tüm yasalarını -meclis komitelerindekiler de dahil- hızlı bir şekilde tamamlayıp turizmi doğru yönlendirmek olduğunu vurguladı.

"Turizm Örgütü Yasası"nın oluşturulması yönündeki çalışmalar kapsamında Ekonomi ve Turizm Bakanı Erdoğan Şanlıdağ ile turizm sektör temsilcileri bu sabah bakanlıkta bir araya geldi.

Bakanlığın Surlariçi Binası´nda yer alan toplantının açılışında konuşan Bakan Şanlıdağ, Turizm Örgütü Yasası´nın hazırlanarak uygulamaya konulmasına yönelik olarak 15 Temmuz´da yaptıkları ilk toplantıda alınan karar gereği sektörün, üniversitelerin ve diğer kuruluşların görüş ve önerilerini almaya başladıklarını belirterek, bu çerçevede sürdürülecek toplantılar neticesinde yasaya en iyi şekli vermeye çalışacaklarını kaydetti.

--ÇALIŞMALAR MECLİS TATİLİNDE TAMAMLANMAYA ÇALIŞILACAK--

Bakanlık olarak Meclis tatili süresince bu yöndeki çalışmalarını bitirmeyi hedeflediklerine işaret eden Şanlıdağ, Bakanlıktan ve sektörden temsilcilerin oluşturacağı çalışma grubunun toplantılarının sık aralıklarla yapılmasında yarar gördüğünü söyledi.

Şanlıdağ, "Bizim hedefimiz; sektörün tüm yasalarını -meclis komitelerindekiler de dahil- hızlı bir şekilde tamamlayıp turizmi yasal bir statüde ve doğru olarak yönlendirmektir" şeklinde konuştu.

2001 yılında hazırlığına başlanan yasa taslağının kendi görüşlerini yansıtmadığını, ancak bunu yapı olarak ele alarak üzerinde çalışacaklarını belirten Bakan Şanlıdağ, bu taslağı geliştirerek, açarak, dünyadaki uygulamaları da inceleyip dikkate alarak ülkeye en uygun yöntemi sektör temsilcileriyle birlikte bulup turizmi gerçek anlamda yönetmek ve yürütmek istediklerini kaydetti.