| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

SORTİ

Türkiye’den boru ile su getirme projesi

 

Fiziki çalışmalar başladı...:Geçitköy barajının kapasitesi 2.5 milyon metreküpten 25 milyona çıkarılıyor

Yıllardan beri gündemde olmasına karşın ilk kez fiili olarak uygulamaya giren ve 2013´te adaya ulaşması planlanan Türkiye´den su getirme projesiyle ilgili fiziki çalışmalar başladı. 35 milyonu içme ve kullanma amaçlı olmak üzere adaya getirilecek yıllık toplam 75 milyon ton suyun toplanacağı Geçitköy barajının kapasitesi 10 kat artırılarak 2.5 milyon metreküpten 25 milyon metreküpe çıkarılıyor.

TAK muhabirinin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Durali Elal, uzun yıllardan beri gündemde olmasına karşın Türkiye´den su getirme projesinin ilk kez ciddi olarak gündeme geldiğini belirtti ve fiziki çalışmaların başladığını anlattı.

Bu çerçevede suyun depolanacağı Geçitköy Barajı´nda jeofizik çalışmalar yapıldığını bildiren Elal,

boru inşaatı için 2009 yılında ihale çalışmalarının yapılacağını, 2010 yılında da uygulamanın başlayacağını ve suyun 2013 sonunda Kıbrıs´a ulaşmasının planlandığını vurguladı.

Suyun barajdan 3 bölgeye aktarılması için planlanan ishale hattı çalışmaları ile Türkiye´den su getirilmesine yönelik boru hattı çalışmalarının paralel yürütüldüğünü belirten Elal, 35 milyonu içme ve kullanma amaçlı olmak üzere yılda toplam 75 milyon ton su getirilmesinin planlandığını, bunun da ülke ihtiyacını karşılayacak bir miktar olduğunu kaydetti.

--BARAJ KAPASİTESİ 10 AKTINA ÇIKACAK--

Toplam 2.5 milyon metreküp olan Geçitköy barajının kapasitesinin 25 milyon metreküpe çıkartılacağını kaydeden Durali Elal, Alarko firmasının Geçitköy´deki barajın jeofizik çalışmalarını fiilen yürüttüğünü kaydetti.

Barajdaki zeminde suyun kalitesini etkileyecek bir yapı bulunup bulunmadığını ortaya çıkaracak fiziki çalışmaların 1.5 ay sonra tamamlanacağını kaydeden Elal, barajdan tüketim noktalarına taşınması için de ishale hatları için proje çalışmalarına başlandığını belirtti.

Türkiye Dragon Çayı´ndan gelecek su için, kara kısmı ile ilgili altyapı projelerinin de tamamlandığını söyleyen Elal, deniz altında inşa edilecek boru hattı ile ilgili araştırmaların 2007 sonunda tamamlandığını, projelendirme çalışmalarının ise 2008 sonunda tamamlanmasının beklendiğini belirtti.

--İSHALE HATLARI--

Geçitköy Barajından üç bölgeye yeni ishale hatlarının çekileceğini kaydeden Elal, hatlardan birinin Güzelyurt´a, ikincisinin Girne içinden geçerek Tatlısu´ya gideceğini, üçüncüsünün ise Lefkoşa-Mağusa-Karpaz hattı olacağını açıkladı.

Yaklaşık 20 yıllık Güzelyurt-Gazimağusa su ishale hattının ömrünü doldurduğunu ve yenilenmeye başlandığını, ilk ayağının geçen yıl Kumköy-Serhatköy hattının yapılmasıyla tamamlandığını, Serhatköy

Dikmen hattının ise tamamlanmak üzere olduğunu belirten Elal, ishale hattı kurulurken Güney Kıbrıs´a da su verilecek şekilde bir alt yapı öngördüklerini söyledi.

--İHALELER--

Ankara ile imzalanan protokol gereği Ankara kaynaklı ihalelere Türkiye´de çıkıldığına da dikkat çeken Elal, büyük projelerde yerli şirketlerle işbirliğine gidildiğini söyledi.

Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Durali Elal, KKTC´de çıkılacak ihaleler ile Türkiye´deki ihalelerin bir bütünlük içerisinde yürütülmesine özen gösterdiklerini ekledi.,kaynak,vatan

Hatam okumadan protokolü imzalamak



Şaban Dişli önceki gün partisinin MYK toplantısı ardından partideki idari görevlerinden istifa etti, ancak sular durulmadı. Şaban Dişli ile ilgili çok şey yazıldı. Dişli, düzenlediği basın toplantısında yeterince kendisini savunmadığı gibi belge de dağıtmayınca olayın üstü kapalı kaldı. Dişli, suskun kalmayı tercih etti. Belli ki içinde fırtınalar esiyor, ancak söylemek istediklerini söyleyemiyor. Dün kendisini telefonla arayıp, kamuoyunun olayı tüm yönleri ile öğrenmek istediğini söyledim. Dişli, “Memnuniyetle, size tüm samimiyetimle olayı anlatacağım” dedi.

İşte Dişli’ye sorduğum sorular ve cevapları:

Arsa olayını bir de sizden dinleyebilir miyim?

Silivri’deki arsayı TESCO’ya satan Mehmet Karasu benim eski ortağım ve yakın arkadaşımdı. Karasu ile 2002 yılında ortaklığı bitirdim. Bu tarihten sonra da eski ortağım Karasu’ya ihtiyaç duyduğu zamanlarda imkânlarım çerçevesinde para verdim ve aldım. Silivri’de Mehmet Karasu’ya ait iki parsel arsa zaten vardı. Hemen bitişiğindeki bu arsayı da almak istiyordu. Çünkü TESCO üçünü birden istiyordu. Ancak Mehmet Karasu’nun bu arsayı alacak parası yoktu. Denizbank’tan kredi almak istiyordu. Mehmet Karasu, TESCO’nun temsilcisi ve ben, birlikte Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş’e gittik. ‘Bu arsayı satın almak için 2.5 milyon dolar krediye ihtiyaç var’ denildi. Mehmet Karasu’ya ait arsalar teminat için yeterli olmayınca tamamen iyi niyetle Hakan Ateş’e “Benim birikimlerimi de size teminat gösterirsem olur mu” deyince, Hakan Ateş o zaman “Daha iyi olur” dedi ve teklifi kabul etti.

Birikimleriniz ne kadardı, ve nerede idi?

Hollanda’da özel bir bankada genel müdürlük yapmıştım. Hollanda’da evim vardı. Evimi 2005 yılında 260 bin euroya satmış ve ilave de 25 bin dolarımı Denizbank Kartal Şubesi’ne mevduat yaptırmıştım. Daha sonra diğer bazı birikimlerim de bu mevduata ilave edildi. Bu mevduat ve diğer bazı birikimlerimi elden vererek dilediği gibi bu işini çözmesi için eski ortağım ve arkadaşım Mehmet Karasu’nun kullanımına tahsis ettim.

Protokolde neden imzanız var?

Daha sonra Mehmet Karasu, emlakçı Aziz Sezgin ve arsa sahibi basına yansıyan o protokolü getirip, sözde paramın güvencesi diye bana da imzalattılar. Emin olun ki, arkadaşıma yaptığım bir iyilik olduğu için okumadan o imzayı attım. O protokol genel çerçevede hazırlanmış, emlakçı, arsa sahibinin de olayını kapsadığı gibi, benim paramın da geriye dönüşünü sağlayacak garantiyi aynı metinde yazmışlardı ve tamamen iyi niyetle ben de o protokolü imzaladım. Kesinlikle benim bu arsa ile ilgili belediyeyi de, başka herhangi bir kurumu kapsayan bir taahhüdüm yoktu.

Bunca yıllık yurtdışı tecrüben var. Okumadan protokol imzalanır mı?

Uzun yıllar yurtdışında kaldım. Yurtdışında herşey güvene dayalı olur. Türkiye’nin şartlarını çok iyi bilmiyordum. Güvendim imzaladım.

Arsanın durumu neydi, hangi gelişmeler oldu da TESCO’nun istediği imar durumu alındı?

Arsa alındığında 1.5 emsal imar durumu CHP’li belediye tarafından çıkmış ve Bayındırlık Bakanlığı’nca da onaylanmıştı. Ancak 2004 yılında mücavir alanları da büyükşehir belediye hudutlarına dahil eden 5216 sayılı kanun çıkınca, mevcut 25 binlik plana uygun 5 binliklerin Büyükşehir Belediyesi’nden geçmesi gerekiyordu.

Mehmet Karasu’nun diğer arsasının 2.5 trilyonluk istimlak alacağı vardı Büyükşehir Belediyesi’nden. Ayrıca arsanın 200 metrekarelik bölümünde Silivri Devlet Hastahanesi’nin işgali vardı. Bir de İGDAŞ’ın idari binası Karasu’nun arsalarının üzerinde idi. İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Özel İdaresi de Büyükşehir Belediyesi’ne o yerler için zaten baskı uyguluyordu. Bunlara ilaveten yeşil alan vardı. Büyükşehir Belediyesi İGDAŞ, Devlet Hastanesi’nin işgal alanı ve yeşil alanda kalan kısımlar ile 2.5 trilyonluk istimlak bedelinden bilabedel vazgeçilmesi koşulu ile mevcut 1.5 emsal imar durumunu da 1.25 emsale düşürerek onaylıyor.

Bu aşamada siz hiç Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş yahut İmar Komisyonu Başkanı veya üyelerinden birini arayıp aracı oldunuz mu?

Kesinlikle hayır. Bunlardan birisi veya bir başkasından bu konuda bir talebim olduğunu söyleyen çıksın, istedikleri her şeyi yapmaya hazırım. Asla hiç kimseye bu konuda aracı olmadım. Kaldı ki imar komisyonunda AKP, CHP ve ANAP üyelerinin oybirliği, Büyükşehir Meclisi’nde de sadece bir kişinin karşı oyu ile, ittifakla kabul edilmiş. CHP ve ANAP’lı üyelere de mi ben söyledim, Bunun mantığı nerede?

Olay basına yansıyınca neler hissettiniz?

Olayın boyutunun böyle olacağını tahmin bile etmedim. O protokolü okumadan imzaladığım için ne yazıldığını da bilmiyordum. Ancak kendimden emindim.

Başbakan size bu olayı sordu mu?

Basın toplantısından önce hem parti yönetimine hem de Başbakan Erdoğan’a gidip konu ile ilgili bilgi sundum. Başbakan Erdoğan’a aynen “Sayın Başbakanım devlet sizin elinizde, belediye sizde. Tüm kaynaklarınıza sorun, benim bu konuda bir dahlim varsa istediğiniz her şeyi yapmaya hazırım” dedim.

Başbakan Erdoğan ne dedi?

Sayın Başbakan bana “Madem kendine güveniyorsun, söyleyeceğim hiçbir şey yok” dedi.

Basın toplantısında kamuoyunu rahatlatan bir açıklama yapmadınız. Belgeleri neden dağıtmadınız?

Parti yönetimindeki arkadaşlara bu belgeleri dağıtalım dedim. Parti yönetimi karşı çıktı. Ancak şimdi dağıtmamakla yanlış yaptığımı anlıyorum.

Siz gazeteci olsaydınız, yaptığınız o açıklama ile tatmin olur muydunuz?

Ben olayın bu boyutta olduğunu bilmiyordum. Daha sonra gördüm ki, olaylar başka yerlere taşınıyor. Keşke o toplantıda elimdeki tüm bilgi ve belgeleri basınla paylaşmış olsaydım.

Yaşadığınız bu üç haftalık süreçte partiniz size yeterince sahip çıktı mı?

Partim ilk günden bu yana bana inandığı için sahip çıktı. Partim bana inanmamış olsaydı ilk günde ipimi çekerdi. Hiç gözyaşıma bakmazdı.

Peki bu olay partinizi yıprattı mı?

Yıpratmadı desem yalan söylerim. Ancak, haksız bir yıpratma politikası güdüldü. Günah keçisi oldum. CHP’li belediyelerde neler oluyor neler, onlar hiç gündeme gelmiyor. Sanki belediyelerde bundan başka bir olay yok. Resmen basın beni günah keçisi ilan etti.

Bu üç haftalık süreçte Başbakan Erdoğan hiç mi size bir tavır koymadı?

Sayın Başbakan Erdoğan ile bu üç hafta içinde her hafta en az iki kez görüştüm. Her görüşmemde, “Arzu ediyorsanız istifa edeyim” dedim. Başbakan ise ‘kendine madem güveniyorsun neden istifa edeceksin’ dedi.

MYK toplantısında arkadaşlarınızın tavrı ne oldu?

Önce konuyu tüm detayları ile açıkladım. Arkadaşlarımı toplantı öncesi de ayrı ayrı bilgilendirmiştim, ve kendilerine belge de sunmuştum. Dolayısıyla çok fazla soruya muhatap olmadım.

Arkadaşlarınız açıklamalarınızdan tatmin oldular mı?

Sanırım oldular. Çünkü toplantıda aleyhime bir karar çıkmadı.

Bülent Arınç tatmin oldu mu?

Bu soruyu kendisine sormanız lazım

Başbakan suçsuz olduğunuza inandı mı?

Sayın Başbakan suçlu olduğuma inanmış olsaydı ilk gün biletimi keserdi.

Peki neden istifa ettiniz?

MYK toplantısından sonra Sayın Başbakan’a gittim. Partimin ve Sayın Başbakanım’ın daha fazla yıpratılmasını istemiyorum ve istifa etmek istiyorum dedim ve istifa ettim.

Kamuoyu partideki görevlerinizden ayrılmanızı yeterli görmüyor. Milletvekilliğinden istifa etmeyi düşünüyor musunuz?

Suçum olsaydı, tereddüt etmeden istifa ederdim. Suçum olmadığı halde birileri istiyor diye neden istifa edeyim.

TBMM’ye bu konuda yargılanmanız konusunda bir fezleke gelirse, dokunulmazlık için tavrınız ne olur?

Derhal dokunulmazlığımın kaldırılması için gereğini yaparım

Son olarak şunu söylemek istiyorum. Beni haksız yere kamuoyu önünde küçük düşürenler için her türlü yasal hakkımı da kullanacağım. Avukatlarımla görüşüyorum. Hem ceza, hem de hukuk davaları açacağım.,kaynakvatan

Türkiye'den Rusya'ya karşı misillime başladı


Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Rusya’nın Türk ürünlerinin içinde bulunduğu TIR’ları gümrük kapılarında bekletmesiyle başlayan gerginlik sonrasında, Türkiye'nin de Rus ürünlerini bugünden itibaren kırmızı hatta aldığını açıkladı.

PİMİ ÇEKİP BOMBAYI ELLERİNE VERDİK

Tüzmen, bombanın pimini çekip Rusya'ya verdiklerini söyledi. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen Türkiye'nin de bugün karşı eyleme geçeceğini hatırlatarak "Pimi çektim ellerine verdim" dedi.

Tüzmen, Sincan-Uygur Özerk Bölgesi'nin Urumçi kentinde düzenlenen 17. Uluslararası ticaret Fuarı'nda Türk gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtladı.

Kürşad Tüzmen, bir gazetecinin, Türkiye’nin Rusya’ya vereceği karşılığın ne olacağı yönündeki soruya yanıt olarak, şunları söyledi:

'‘Rusya ile yaşanan sıkıntı sürüyor. Bu ülke ile 38 milyar dolar ticaret hacmi hedefliyoruz. Geçen yıl 27 milyar dolardı. Türk ihraç ürünlerine yapılan nedenini anlamadığımız engellemelerin karşılığını vermek zorunda kaldık. 3.

Ülkelerden Rusya’ya giden ürünlerin de kırmızı hatta alınacak. Rus makamları acilen bu uygulamaya son vermeli. Ticari ilişkilerin daha da artmasını istiyoruz.

Bu isteklerimizi Rus tarafına yazılı ve sözlü olarak ilettik. Ancak karşı taraftan net cevap alamadık. Biz de bu tipi uygulamaları başlattık. Olayı tırmandırmak değil, karşı tarafın cevabını hızlandırmaya yönelik bir tavır bu, Rus ürünleri kırmızı hatta alınıyor.’’

TÜZMEN: '‘İHRACATÇILARIMIZ ZORDA’’

Devlet Bakanı Tüzmen, Rusya’nın uygulamaları nedeniyle Türk ihracatçıların karşı karşıya kaldığı sıkıntıların sürdüğünü belirterek, '‘Rusya yetkililerinden cevap bekliyoruz. İhracatçımızın sıkıntısı sürüyor. İstemeye istemeye biz önlem almak zorunda kaldık. Mütekabiliyet esasına göre davranıyoruz. Rusya’dan gelen malları kırmızı hatta alıyoruz, biz de onlar gibi muamele edeceğiz.’’ Diye konuştu.

İLGİLİ HABERLER

"TÜRKİYE KARŞI TEDBİR UYGULAMASINDAN ÇOK CİDDİ BİR SONUÇ ALAMAYACAK"

İNGİLTERE, AB-RUSYA MÜZAKERELERİNİN "ASKIYA ALINMASINDAN" YANA

'‘ÖNLEMLERİ PEYDERPEY ARTIRIYORUZ"

Tüzmen, Rusya Federasyonu ile yaşanan sorunların bir an önce sona ermesini istediklerini ifade ederek, Rusya’nın Türkiye'nin dış ticaretinde birinci sırada olduğunu, sorunun kısa sürede aşılmasını umut ettiğini söyledi.

Rusya’yı stratejik ekonomik ortak ilan ettiklerini belirten Tüzmen, ticaretin bu düzeye ulaşması için iki ülkenin birlikte çaba harcadığına dikkat çekti.

Tüzmen, amaçlarının, iki ülkenin tam entegrasyonunu sağlamak olduğunu ifade ederek, kısa vadeli hedefin çok üzerinde başarı sağlandığını kaydetti.

Orta vadeli hedefin ise 70 milyar dolarlık dış ticaret hacmi olduğunu belirten Tüzmen, yaşanılan sorunların bu hedefi olumsuz etkileyeceğini söyledi.

DTM’NİN GÜMRÜKLERE GÖNDERDİĞİ YAZI

Bu arada Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın 29 Ağustos Cuma günü Gümrük Müsteşarlığı’na gönderdiği yazıda, ’Konunun aciliyeti ve ülkemizin ekonomik ve ticari haklarının korunmasını teminen uluslararası kurallara ve teamüllere uygun olarak Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalatın gümrüklerde sıkıntıya yol açmayacak şekilde, kademeli olarak kırmızı hatta yönlendirilmesi ve gümrük işlemleri prosedürünün Rus tarafının tutumuna bağlı olarak mütekabiliyet esasıyla sonuçlandırılması uygun olacaktır" denildi. (AA)

RUS DIŞİŞLERİ BAKANI LAVROV YARIN TÜRKİYE'DE

Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın davetlisi olarak yarın Türkiye'ye geliyor.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, günübirlik çalışma ziyareti için Türkiye’ye gelecek olan Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Lavrov, Bakan Babacan’la İstanbul’da görüşecek. Görüşmelerde, Kafkaslarda son dönemde yaşanan gelişmelerin yanı sıra ikili konular da ele alınacak.


RUSYA-TÜRKİYE TİCARETİ NEDEN ÖNEMLİ?

Rusya, yaklaşık 1.3 trilyon dolara ulaşan GSYİH'sı ile dünyanın 10'uncu büyük ekonomisi konumunda bulunurken, dünyanın en büyük doğalgaz ve ikinci petrol üreticisi konumunda bulunuyor. Özellikle enerji fiyatlarında yaşanan artışlarla birlikte değerlendirildiğinde, orta vadede Rusya'nın en büyük ilk beş dünya ekonomisi içine girmesi bekleniyor.

Makroekonomik göstergelerdeki olumlu gelişmelere karşın, Rus ekonomisinin başta enerji kaynakları olmak üzere büyük ölçüde hammadde üretimi ve ihracatına bağlı olması, ekonomide ciddi yapısal zaafları da beraberinde getirdiği belirtiliyor.

Türkiye ile Rusya Federasyonu arasındaki ilişkiler, 2004 yılı Aralık ayında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Rusya Federasyonu Devlet Başkanı tarafından imzalanan ortak deklerasyonda belirlenen "Çok Boyutlu Güçlendirilmiş Ortaklık" hedefi temelinde gerçekleştiriliyor.

Rusya'daki Türk yatırımları 5 milyar doları, üstlenilen müteahhitlik projeleri ise 25 milyar doları aşarken, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2008 yılı sonunda 38 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.

Rusya'nın ihracatında Hollanda, Almanya, İtalya, Çin ve Türkiye ilk sıralarda yer alırken, ithalatında da Almanya, Çin, Ukrayna ve Amerika ilk sıralarda yer alıyor.

Türkiye, geçen yıl Rusya'ya 4.7 milyar dolar ihracat gerçekleştirirken, ihracatta 321.8 milyon dolar ile otomobil, 181.1 milyon dolar ile turunçgiller (taze ve kurutulmuş), 172.5 milyon dolar ile domates (taze ve soğutulmuş), 164.2 milyon dolar ile sentetik iplik ve dokumalar, 161.7 milyon dolar ile mücevher yer aldı.

Rusya'dan geçen yıl 23.5 milyar dolar ithalat gerçekleştiren Türkiye, 6.7 milyar dolarlık doğalgaz, 4.9 milyar dolarlık ham petrol, 4.4 milyar dolarlık petrol yağı ve bitümenli minerallerden elde edilen yağ ithal etti.,kaynak,vatan

Ankara Elektrik Zorlu'nun

ANKA


Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.’ye ait, toplam 141 MW kurulu gücünde dokuz santralin özelleştirme ihalesini 510 milyon dolarla kazanan Zorlu Enerji, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) ile sözleşme imzalayarak santralleri devraldı.

ÖİB’den yapılan açıklamada, “Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.’ye ait üretim santrallerinin devir sözleşmesi, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile Zorlu Enerji A.Ş. arasında, 1 Eylül tarihinde imzalanmıştır” denildi.

5 Mart’ta yapılan ihalede, Ankara Doğal Elektrik’e ait Tercan, Kuzgun, Mercan, İkizdere, Çıldır, Beyköy ve Ataköy Hidroelektrik Santralleri ile Denizli Jeotermal Santralinin 30 yıl süreyle “işletme hakkı verilmesi” yöntemi ile Engil Gaz Türbünleri Santralinin ise “satış” yöntemi satışı gerçekleştirilmişti.

30 şirketin teklif verdiği, 27 şirketin katıldığı ihalede en yüksek teklifi 510 milyon dolarla Zorlu Enerji vermişti. Devir sürecinin tamamlanmasının ardından ihale bedelini ödeyen şirket, ÖİB ile sözleşme imzalayarak santrallerin resmen sahibi oldu. Sözleşme imzalanması ile Zorlu Enerji’ye devredilen santraller ve özellikleri şöyle:
-Engil Gaz Türbünleri: Edremit Van’da, kurulu gücü 15 MW.

-Denizli Jeotermal Santrali: Sarayköy’de, kurulu gücü 15 MW.

-Ataköy Hidroelektrik Santrali: Almus Tokat’ta, kurulu gücü 5,52 MW.

-Beyköy Hidroelektrik Santrali: Sarıcakaya Eskişehir’de, kurulu gücü 16,8 MW.

-Çıldır Hidroelektrik Santrali: Arpaçay Kars’ta, kurulu gücü 15,35 MW.

-İkizdere Hidroelektrik Santrali: İkizdere Rize’de, kurulu gücü 18,6 MW.

-Kuzgun Hidroelektrik Santrali: Ilıca Erzurum’da, kurulu gücü 20,9 MW.

-Mercan Hidroelektrik Santrali: Ovacık Tunceli’de, kurulu gücü 19,225 MW.

-Tercan Hidroelektrik Santrali: Tercan Erzincan’da, kurulu gücü 15 MW.,kaynak,vatan

9 bin bankacı işsiz kalacak

Finans sektörünün en büyük birleşmelerinden biri 9 bin bankacıyı işsiz bırakacak.

Hürriyet'in haberine göre Dresdner Bank'ı almaya hazırlanan Commerzbank, bu işlemin gerçekleşmesinin ardından 9 bin kişiyi işten çıkarmayı planlıyor.

İşten çıkarılacakların 2 bin 500'ü Almanya'dan, kalanı diğer ülkelerden olacak. Almanya'dan işten çıkarılacak olanların önemli bir bölümü ise yatırım bankacılığı bölümü Dresdner Kleinwort'te çalışanları vuracak.

Commerzbank, işten çıkarma operasyonu ile 3 milyar dolarlık tasarruf hedefliyor.

Commerzbank, en büyük rakipleri arasında yer alan Dresdner'i Alianz'dan Deutsche Bank'ın en büyük rakibi olmaya hazırlanıyor. 14.5 milyar dolar tutarında ve iki adımda gerçekleşecek olan alımda yüzde 60 hisse bu yıl içerisinde el değiştirecek.

,kaynakvatan

Krizin korkuttuğu ultra zenginler nakite dönüyor

Servetlerini İsviçre’de tutan dünyanın ultra zenginlerinin global kriz ve enflasyon korkuları nedeniyle hisse senedi ve bono satıp nakite döndükleri söyleniyor. HSBC’nin İsviçre’deki Özel Bankacılık Başkanı Peter Braunwalder, “Global krizden korkan zengin yatırımcılar güvenli liman arıyor” dedi

Para mı var derdin var... Global ekonomik kriz ve piyasalarda yaşanan dalgalanmalar dünyanın en zenginlerini de korkuttu. Servetlerini İsviçre’de değerlendiren dünyanın ultra zenginleri, daha fazla para kaybetmemek için hisse senedi ve bonodan çıkarak hızla nakite dönmeye başladı. HSBC Bank’ın ultra zenginlere hizmet veren İsviçre’deki özel bankacılık bölümünün başkanı Peter Braunwalder, 2008 yılının ilk yarısında müşterilerinin yatırım tercihlerinin ve beklentilerinin hızla değiştiğini söyledi.

Braunwalder, “Yatırımcıların büyük bölümü özellikle hisse senedi, bono ve türev piyasalardan çıkıp nakite dönme eğiliminde. Bunda enflasyonla ilgili kaygıların yanısıra varlık fiyatlarındaki dalgalanma ve döviz kurlarında yaşanan anlık sert fiyat hareketleri etkili oluyor. Benzer bir sürecin Asya piyasalarında da yaşandığını görüyoruz” dedi.

Global ekonomideki büyümenin hız kesmesi, kredi krizi, enflasyon korkuları ve enerji fiyatlarındaki yükseliş yüzünden yatırımcıların tasarruflarını parkedecek “güvenli liman” aradıkları söyleniyor. Ekim ayı başından itibaren Peter Braunwalder’ın yerine HSBC’nin İsviçre’deki özel bankacılık bölümünün başına geçecek olan Alexandre Zeller ise, enflasyonun zenginlerin yatırım kararları üzerinde etkili olduğunu ifade etti.

20-30 yılın en zor dönemi

“Benim asıl endişem kredi krizi nedeniyle merkez bankalarının piyasalara verdikleri paranın nasıl çekileceği konusunda” diyen Banque Cantonale Vaudoise’nin eski CEO’su, bu paranın piyasadan çekilmesi durumunda faizlerin yükseleceğini söyledi.

İsviçre merkezli bankalar, yılın ilk yarısının piyasalar açısından son 20-30 yılın en zor dönemi olduğunu düşünüyor.

İsviçre’de yönetilen varlıklar yılbaşından bu yana yüzde 13 oranında gerileyerek 22 milyar dolara inmesine rağmen özellikle Avrupa, Asya ve Ortadoğu’dan 6.3 milyar dolarlık yeni kaynak girişi yaşandığı belirtiliyor. ,kaynak,vatan

İhracat 130 milyar dolar sınırını zorluyor

Ağustos’ta ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 27.59 artışla 10.9 milyar dolara yükseldi.

TÜRKİYE İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Türkiye’nin Ağustos ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 27.59 artışla 10 milyar 934 milyon dolar oldu. TİM Başkanı Oğuz Satıcı yaptığı yazılı açıklamada, ihracatın Ocak-Ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35.28 artışla 90 milyar 303 milyon dolara, Ağustos sonu itibarıyla son bir yıldaki ihracatın da yüzde 31.1 artarak 129 milyar 516 milyon dolara ulaştığını söyledi. Ağustos ayında yaptığı ihracatın sektörler bazında yüzde 87.41’i sanayiden, yüzde 9.41’i tarımdan, yüzde 3.18’i ise madencilikten geldi.

Demir-çelik ilk sırada

Sanayi sektörü alt başlığı altında yüzde 69.62 payla ilk sırada yer alan sanayi mamulleri içinde en büyük payı yüzde 23.32 ile demir-çelik ürünleri oluşturdu. Aynı dönemde en yüksek ihracat artışı da yüzde 150.62 ile yine demir-çelik ürünlerinde oldu. Bu dönemde en fazla gerileme yüzde 34.65 ile kesme çiçekte yaşandı.

Geçen ay Türkiye ihracatında ilk sıraları Birleşik Arap Emirlikleri, Almanya, İngiltere, Rusya Federasyonu, Fransa, İtalya ve ABD aldı.,kaynak,ivatan

Turistin orta hallisini çekebildik



TÜRKİYE İstatistik Kurumu’nun, 2008’in ikinci çeyreğine ilişkin (Nisan, Mayıs, Haziran) turizm verilerine göre, bu yılın ikinci çeyreğinde Türkiye’yi 6 milyon 623 bin 836 kişi ziyaret ederken, bu sayının 5 milyon 899 bin 967’sini yabancılar, 723 bin 869 kişisini de yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları oluşturdu. Türkiye’nin ağırladığı turistlerin yüzde 66.9’u orta gelir grubundaki insanlardan oluşuyor. Yüksek gelirli turistlerin oranı yüzde 18.8, çok yüksek gelirli turistlerin oranı ise yüzde 2.2’de kaldı.

Türkiye’ye gelen turistler 4 milyar 761 milyon 655 bin dolar harcama yaparken, bunun 3 milyar 620 milyon doları kişisel harcamalardan kaynaklandı. Kişisel harcamaların ise 1 milyar 20 milyon dolarını yeme-içme, 700 milyon dolarını konaklama, 406 milyon dolarını ulaştırma, 1.3 milyar dolarını diğer mal ve hizmet harcamaları oluşturdu.,kaynak,vatan

Eresin ilk konut projesinde evleri otel gibi kiraya verecek

Turizmci Eresin Grubu, Büyükçekmece’de rezidans ve iş merkezinden oluşan bir proje ile konut sektörüne girdi.

Nihal YUVACAN


Projede evler otel gibi işletilirken metrekaresi 2.500-3.000 dolardan satılacak. Evler, boşken ise aylık en az 2 bin dolardan kiraya verilebilecek
Topkapı, Taksim ve Sultanahmet’teki otelleriyle bilinen Eresin Grubu, ilk konut projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Otelcilik alanındaki tecrübesini inşaat sektörüne taşıma kararını 1.5 yıl önce alan grup, Büyükçekmece Beylikdüzü’nde 80 milyon dolar yatırımla “Eresin Life& Art Centre” adında yeni bir projenin çalışmalarına hız verdi. Projeyi 2009 başında satışa sunacaklarını açıklayan Eresin Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Bircan Eresin, “Burayı otel mantığıyla işleterek boş kaldığı zamanlarda kiraya vereceğiz. Özellikle yatırımcılar ve iş adamlarına daireleri kullanmadıkları dönemler için aylık en az 2 bin dolardan kiralama fırsatı sunacağız. Onlar adına günlük kiralamalar da yapabileceğiz” dedi.
Bu sistemin sektörün durgun gittiği dönemlerde hem yatırımcılar hem müteahhitler için en risksiz uygulama olduğunu vurgulayan Eresin şunları söyledi: “Hiç satış olmasa bile kiralanabilecek daireler olması, sektörü durgunlukta ayakta tutacak en iyi formül. Özellikle havaalanlarına ve sanayi bölgelerine yakın yerlerde arsa bulan ve işletme kültürü olan firmalar için bu yeni bir trend.”
Projede 85 metrekare 1+1 dairelerin metrekaresi 2 bin 500 ile 3 bin dolardan satılacağını kaydeden Eresin, “Havaalanı ve fuar merkezine olan yakınlığı ile bölge 5 yıl sonra daha da değerlenecek. 10.5 dönümde yaklaşık 70 bin metrekare inşaat alanında 204 rezidans, 15 bin metrekarelik de iş merkezi olacak” diye konuştu.

100 milyon $ ciro

Projeden 100 milyon dolar ciro beklediklerini söyleyen Bircan Eresin, İstanbul’da uygun arsa buldukları takdirde aynı tarzda birkaç proje daha hayata geçireceklerini ifade etti.
Konut sektörünün 2009 yılında önünün açılacağını öngördüğünü belirten Bircan Eresin, “42 yıldır bulunduğumuz İstanbul’da 10 defa kriz geçirdik, hiçbirinde geri adım atmadık. Yatırımlarımıza devam edeceğiz” değerlendirmesini yaptı.

24 ayda teslİm edİlecek

Fitness center, catering, kuru temizleme, temizlik gibi tüm özel rezidans hizmetlerinin verileceği proje, 24 ayda teslim edilecek. Projede 4 bin metrekarelik bahçeli, havuzlu bir terasın yanı sıra toplantı salonları ve 35 adet de çalışma bürosu yer alacak.,kaynak,vatan

Sabah-atv ile ilgili ne dedi?

Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Çalık, ilk kez Turkish Time dergisinin sorularını yanıtladı

ÇalIk Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık, Sabah-atv’yi, 750 milyon doları iki kamu bankasından kullanılan krediyle olmak üzere 1.1 milyar dolara aldıktan sonra ilk kez Turkish Time dergisinin sorularını yanıtladı ve ödedikleri paranın fazla olmadığını çok iyi fizibilite yaptıktan sonra doğru bir yatırım kararı verdiklerini söyledi. Çalık, Türkiye’de reklam harcamalarının gayri safi milli hasılaya oranının binde 5 olduğunun altını çizerek “Bu oran çok düşük. Reklam harcamalarının AB süreci ile birlikte yüzde 1.5’lere çıkmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Sektörün geleceği parlak

Ahmet Çalık şöyle konuştu: “Satın aldığımız varlık, Türkiye’nin ikinci büyük medya grubu. Sabah-atv’nin sahip olduğu özellikleri sıfırdan kurmak, insan kaynağını yeniden yapılandırmak oldukça zor. Bunlar bugünden yarına ulaşılamayacak, biraraya getirilemeyecek kıymetler. Bu işe girerken çok iyi bir fizibilite yaptık. Reklam her yıl yüzde 15-20 büyüyen bir sektör. Bu sektörün geleceğinin çok parlak olduğunu gördük. Bedelin çok yüksek olduğunu düşünmüyorum. Ekonomisi daha da büyümüş Türkiye’de bu varlığın değerinin nerelere ulaştığını göreceğiz. Sabah-atv’yi alarak kârlı bir yatırım yaptık. Turkuvaz Medya Grubu fazla uzun olmayan bir sürede yatırımın geri dönüşünü sağlayacaktır diye düşünüyorum.”

BEŞ SAATLİK MESAFEYE YATIRIM

Ahmet Çalık, İstanbul’a beş saatlik uçak mesafesinde olan tüm ülkelerin yatırım alanlarında olduğunu belirtirken enerjide büyük projeleri olduğunu, Indian Oil ile işbirliklerinin devam edeceğini ifade etti.,kaynak,vatan